Şirketler Şirket Ortakları Ve Gelir Vergisi

Posted on April 27, 2012 · Posted in MAKALELER

Yazar:MuhsinMADEN (*)
E-yaklasim / Nisan 2005 / Sayı: 21

I- GİRİŞ
Bir ülkede belli bir zamanda yürürlükte bulunan hukuk kurallarının tümüne birden “müspet hukuk” veya “pozitif hukuk” denir (1). Biz de makalemizin konusunu teşkil eden “şirketler, şirket ortakları ve gelir vergisi” hususunu ülkemizde yürürlükte olan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (2), 818 sayılı Borçlar Kanunu (3) ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu (4) çerçevesinde inceleyeceğiz.
Makalemizde ilk olarak, 6762 ve 818 sayılı Kanunlarda düzenlenmiş olan şirketleri tüzel kişiliğe sahip olup olmamaları açısından, sonra Ticaret Şirketleri’ni şahıs ve sermaye şirketi olmalarına göre, daha sonra ise şirket ortaklarının sorumluluğuna göre ayrıma tabi tutacağız. Yapacağımız bu ayrım konumuzun izahı açısından önem arz etmektedir (5).
İkinci olarak, bu şirketlerin belli başlı özelliklerini irdeledikten sonra ortakların elde ettiği kazançların 193 sayılı GVK’nın kapsamında vergilendirip vergilendirilmediği ve eğer GVK kapsamında vergilendirilmesi gerekiyorsa bu kazançların gelir unsurlarından hangisine girdiği, yani ortakların GVK karşısındaki durumu hakkında açıklamalarda bulunacağız.

II- ŞİRKETLERİN ÖZELLİKLERİ VE ŞİRKET ORTAKLARININ GELİR VERGİSİ
A- ADİ ŞİRKET
1- Adi Şirketin Tanımı ve Özellikleri
Borçlar Kanunumuzun “Yirmiüçüncü Bab”ındaki 520. maddesinde “Adi Şirket” şöyle tanımlanmıştır:
“Şirket bir akittir ki onunla iki veya ziyade kimseler, sâylerini ve mallarını müşterek bir gayeye erişmek için birleştirmeyi iltizam ederler.
Bir şirket, Ticaret Kanunu’nda tarif edilen şirketlerin mümeyyiz vasıflarını haiz değil ise bu bap ahkâmına tabi adi şirket sayılır.”
Buna göre bir şirketin “adi şirket” olarak nitelendirilebilmesi için bu şirketin;
a- 6762 sayılı TTK’da düzenlenmiş olan şirketlerin ayırt edici vasıflarına sahip olmamaları,
b- Özel kanunlarla kurulan bir şirket olmaması,
c- İki veya daha fazla kişi tarafından bir akit düzenlenmiş olması,
d- Şirket ortaklarının şirkete emek ve mallarından müteşekkil sermaye koymaları ve
e- Bu emek ve malların şirketin müşterek bir amacı için birleştirilmesi gerekmektedir.
Adi şirketlerin tüzel kişiliği olmayıp ortakların şirket işlerinden dolayı sorumluluğu birinci derece ve müteselsildir. Yani alacaklılar doğrudan doğruya ortaklara başvurup alacaklarını talep edebilirler.
Olağan işlerde her bir ortağın temsil yetkisi vardır. Fakat fevkalade işlerde, tek bir ortağın imzası yeterli sayılmamakta bütün ortakların imzası gerekmektedir.
Elde edilen kâr ve zararın ne şekilde bölüneceği ortaklarca şirket mukavelesinde gösterilmemişse, ihtilaf halinde, bunlar ortaklar arasında eşit olarak bölünmelidir (7).
2- Adi Şirket Ortaklarının Gelir Vergisi
Borçlar Kanunu’nun yukarıda belirtilen hükümleri göz önünde bulundurulduğunda, adi ortaklıklarda ortakların şirket alacaklılarına karşı sınırsız sorumluluk taşıdıkları ve bu şirketlerin tüzel kişiliğinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Tüzel kişiliği bulunmayan bu şirketler GVK açısından muhatap kabul edilmemiş, şirket kazancından ortaklara düşen pay, ortakların şahsi kazancı olarak değerlendirilip gelir vergisi kapsamına alınmıştır. Buna göre, ortaklığın yürüttüğü faaliyetin türüne göre, ortakların şirket kârından aldıkları pay şahsi ticari, zirai ya da serbest meslek kazancı olarak vergilendirilecektir.
Elde edilen bu kazançlar GVK’da, istisna ve muafiyet kapsamında da yer almadığından, adi şirket ortakları elde ettikleri kazançları beyan etmek durumundadır.
B- TİCARET ŞİRKETLERİ
1- Kollektif Şirket
a- Kollektif Şirketin Tanımı ve Özellikleri
Kollektif şirket TTK’nın 153. maddesinde, ticari bir işletmeyi bir ticaret unvanı altında işletmek maksadı ile hakikî şahıslar arasında kurulan ve ortaklarından hiçbirisinin mesuliyeti şirket alacaklarına karşı tahdit edilmemiş olan şirket olarak tanımlanmıştır. Buna göre bir şirketi kollektif şirket olarak tanımlayabilmemiz için şu unsurların söz konusu şirkette mevcut olması gerekmektedir. Bunlar;
- Ticari işletme işletmek maksadının bulunması,
- Hakiki şahıslar arasında kurulmuş olması (Tüzel kişiler kollektif şirket kurucusu veya ortağı olamaz.),
- Ortakların, şirket alacaklarına karşı mesuliyetlerinin (sorumluluklarının) tahdit edilmemiş olması yani alacaklılara karşı ortakların tüm malları ile mesul olması,
- Kollektif şirketin bir ticaret unvanına sahip olmasıdır.
Kollektif şirketlerde kâr ve zararın taksimi TTK’nın 169. maddesi gereğince şirket mukavelesine göre yapılacak, eğer kâr ve zararın taksimi hakkaniyet kurallarına aykırı ise bu karar mahkemece iptal edilebilecektir.
b- Kollektif Şirket Ortaklarının Gelir Vergisi
Tüzel kişiliğe haiz olan kollektif şirketler, 5422 sayılı KVK’nın 1. maddesinde sermaye şirketlerinin kurumlar vergisine tabi olduğu belirtildiğinden ve kollektif şirketler de şahıs şirketi olduğundan, ortaklığın kârı üzerinden kurumlar vergisinin alınması söz konusu olmamakta, ortakların elde ettiği kâr ise GVK kapsamında vergilendirilmektedir.
Bu çerçevede konuyu irdelediğimizde, Gelir Vergisi Kanunu’nun 37. maddesinin üçüncü fıkrasında, kollektif şirket ortaklarının ortaklık kârından elde ettiği payların şahsi ticari kazanç hükmünde olduğu belirtilmiştir. Buna göre kollektif şirket ortakları, ortaklıktan elde ettikleri kâr paylarını şahsi ticari kazanç olarak beyan edeceklerdir.
GVK’nın 66. maddesinde, serbest meslek faaliyetinde bulunan kollektif şirketlerin ortaklarının serbest meslek erbabı olduğu ve dolayısıyla ortakların şirketten elde ettiği kazancın serbest meslek kazancı olduğu hükme bağlanmıştır.
GVK’nın 52. maddesinde ise, kollektif şirketlerin zirai faaliyetle iştigal etseler dahi çiftçi sayılmayacağı belirtildikten sonra, zirai faaliyetle iştigal eden kollektif şirketlerin ortaklarının şirket kârından aldıkları payların şahsi ticari kazanç hükmünde olduğu belirtilmiştir.
Buna göre; kollektif şirket ticari faaliyet yürütüyorsa ortakların elde ettiği kazanç şahsi ticari kazanç, serbest meslek faaliyeti yürütüyorsa serbest meslek kazancıdır. Fakat kollektif şirket, zirai faaliyette bulunsa dahi şirket ortaklarının elde ettiği kazanç zirai değil şahsi ticari kazanç olarak vergilendirilecektir.
2- Adi Komandit Şirket
a- Adi Komandit Şirketin Tanımı ve Özellikleri
Adi Komandit şirketler ise TTK’nın 243. maddesinde şu şekilde ifadesini bulmuştur:
“Ticari bir işletmeyi bir ticaret unvanı altında işletmek maksadiyle kurulan ve şirket alacaklılarına karşı ortaklardan bir veya bir kaçının mesuliyeti tahdit edilmemiş ve diğer ortak veya ortakların mesuliyeti muayyen bir sermaye ile tahdit edilmiş olan şirket komandit şirkettir.
Mesuliyetleri mahdut olmayan ortaklara komandite, mesuliyeti mahdut olanlara komanditer denir.
Komandite ortakların hakiki şahıs olmaları lâzımdır. Hükmi şahıslar ancak «komanditer» ortak olabilirler.”
Kanun’un yukarıdaki ifadesinden de anlaşılabileceği gibi adi komandit şirket esas itibariyle kollektif şirkete benzemektedir. Aralarındaki en önemli fark ise adi komandit şirkette, sorumluluğu belirli bir miktar itibariyle sınırlandırılmış “komanditer” ortakların bulunmasıdır. Önemli olan diğer bir husus ise, şirketin “komanditer” ortak tarafından değil de “komandite” ortak veya ortaklar tarafından idare olunmasıdır. Komanditer ortakların gerçek kişi olmaları gerekmemektedir. Bu nedenle ticaret şirketleri bir kollektif şirket kuramadıkları halde, komandit şirket kurabilirler (8).
Kollektif ortaklıkla, komandit ortaklık arasındaki tek fark, kollektif ortaklıkta ortaklık borç ve yükümlülüklerinden dolayı tüm ortaklar zincirleme ve sınırsız sorumlu olduğu halde, komandite ortaklıkta bir kısım ortakların sınırlı, bir kısım ortakların sınırsız sorumlu olmasından ibarettir (9).
b- Adi Komandit Şirket Ortaklarının Gelir Vergisi
Adi komandit şirketlerin, şirket alacaklılarına karşı sınırsız sorumlu olan “komandite” ortaklar ile sınırlı sorumlu olan “komanditer” ortaklardan müteşekkil olduğunu göz önünde bulundurarak konuyu değerlendireceğiz.
193 sayılı GVK’nın 37. maddesinde, adi komandit şirketlerin komandite ortaklarının şirketten elde ettiği kazancın, gelir vergisi açısından şahsi ticari kazanç olarak vergilendirileceği hüküm altına almıştır.
Bu uygulamanın gerekçesi, adi komandit şirketlerin tüzel kişiliğinin olmasına rağmen ortaklarının bir kısmının (komandite ortaklar) şirket alacaklılarına karşı sorumluluğunun sınırlanmamış olmasında yatmaktadır. Zira adi komandit şirketler, şahıs şirketi olduğundan komanditer ortaklar dışındakilerin mesuliyetleri mahdut değildir. Bu nedenle de komandite ortakların elde ettikleri kazancın, şahsi ticari kazanç kapsamında değerlendirilmesi zorunluluğu ortaya çıkmaktadır.
Serbest meslek faaliyeti açısından durumu değerlendirdiğimizde ise GVK’nın 37. maddesinde adi komandit şirketlerin komandite ortaklarının şirketten elde ettiği kazancın şahsi ticari kazanç olduğu ifade edildikten sonra parantez içi hükmünde, 66. madde hükmünün mahfuz olduğu belirtilmiştir. GVK’nın 66. maddesine baktığımızda ise serbest meslek faaliyetinde bulunan adi komandit şirketlerin, komandite ortaklarının serbest meslek erbabı olduğunun belirtildiği ve komandite ortağın serbest meslek faaliyetlerinden elde ettiği kazancın serbest meslek kazancı olarak gelir vergisine tabi tutulacağının hükme bağlandığı görülmektedir.
Kollektif şirketlerde olduğu gibi adi komandit şirketler de GVK’nın 52. maddesine göre, zirai faaliyetle iştigal etseler dahi çiftçi sayılmamış ve komandite ortakların şirketten elde ettiği kazançların zirai kazanç olarak değil şahsi ticari kazanç olarak vergilendirileceği belirtilmiştir.
Buna göre; adi komandit şirketler ticari ya da zirai faaliyette bulunuyorsa, komandite ortakların elde ettiği kazanç şahsi ticari kazanç; serbest meslek faaliyetinde bulunuyorsa, serbest meslek kazancı olarak vergilendirilecektir.
Komanditerlerin elde ettiği kazanç ise GVK’nın 75/2. maddesi gereğince iştirak hisselerinden doğan menkul sermaye iradı olarak vergilendirilecektir.
Bilindiği üzere, menkul sermaye iratları açısından “elde etme” genel olarak hukuki ve ekonomik tasarruf imkanının doğduğu anda meydana gelmektedir. Bu genel kuralın bir istisnası olarak, adi komandit şirketlerde komanditerlerin kâr payları, GVK’nın 75/2. maddesinin son fıkrası gereğince şirket kârının ilişkin bulunduğu takvim yılında elde edilmiş sayılmaktadır. Örneğin, (X) adi komandit şirketinin komanditer ortağı olan Bay (A), şirketteki kâr payını 10 Haziran 2004 tarihinde hukuki ve ekonomik olarak tasarruf edebilme imkanına kavuşsa ve komanditerin elde ettiği bu kâr payı şirketin 2003 yılındaki kârından dağıtılmış olsa, GVK’nın 75/2. maddesinin son fıkrası gereğince Bay (A)’nın elde ettiği bu kâr payı, hukuki ve ekonomik olarak tasarruf edilebilme safhasına 2004 yılında gelmiş olmasına rağmen 2003 yılının geliri olarak vergilendirilecektir.
3- Eshamlı (Sermayesi Paylara Bölünmüş) Komandit Şirket
a- Eshamlı (Sermayesi Paylara Bölünmüş) Komandit Şirketin Tanımı ve Özellikleri
Sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket, TTK’nın 475. maddesinde; “Sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket, sermayesi paylara bölünen ve ortaklarından bir veya birkaçı şirket alacaklarına karşı bir kollektif şirket, diğerleri bir anonim şirket ortağı gibi mesul olan şirkettir. Sermaye, paylara bölünmeksizin sadece birden çok komanditerin iştirak nisbetlerini göstermek maksadiyle kısımlara ayrılmış bulunuyorsa âdi komandit şirket hükümleri tatbik olunur.” şeklinde hüküm altına alınmıştır.
Buna göre, kollektif şirket ortakları gibi mesul olan ortaklara “komandite”, anonim şirket ortakları gibi mesul olan ortaklara ise “komanditer” ortak denilmektedir. Bu şirketin adi komandit şirketten farkı; adi komandit şirkette sermaye paylara bölünmemiş, sadece birden çok komanditer ortağın iştirak nispetlerini göstermek için kısımlara ayrılmış olmasıdır. Sermayesi paylara bölünmüş komandit şirkette ise komanditer ortakların sermayeleri paylara bölünmüş ve bu paylar karşılığında hisse senetleri çıkarılmıştır.
Bu şirket çeşidi Kanun’da birkaç madde ile düzenlenmiştir. Müesseseye fazla önem verilmemiştir. Tatbikatta da bu şirkete ender rastlanmaktadır (10).
b- Eshamlı (Sermayesi Paylara Bölünmüş) Komandit Şirket Ortaklarının Gelir Vergisi
5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 1. maddesinde sermaye şirketlerinin kurumlar vergisine tabi olduğu belirtildikten sonra 2. maddede eshamlı komandit şirketlerin sermaye şirketi olduğu belirtilmiştir. Bu nedenle eshamlı komanditler kurumlar vergisi mükellefidir.
GVK’nın 37. maddesinde, eshamlı komandit şirketlerin komandite ortaklarının elde ettiği kazancın şahsi ticari kazanç olduğu belirtilmiştir. Buna göre eshamlı komandit şirketlerde komandite ortaklar gelirlerini GVK kapsamında beyan edecektir.
Komanditer ortağa düşen pay, kurum kazancı olarak kurumlar vergisine tabi tutulacak; şirketin kâr payı dağıtımı yapması halinde ise komanditer ortağın gerçek ya da tüzel kişi olmasına göre GVK ve KVK’nın ilgili hükümlerine göre işlem yapılacaktır.
Eshamlı komandit şirketler, GVK’nın 52. maddesine göre zirai faaliyetle iştigal etseler dahi çiftçi sayılmamakta ve komandite ortakların şirketten elde ettiği kazanç zirai kazanç olarak değil şahsi ticari kazanç olarak vergilendirilmektedir.
Buna göre; eshamlı komandit şirketlerin komandite ortaklarının şirketten elde ettikleri kazanç faaliyetin türüne bakılmaksızın şahsi ticari kazanç olarak vergilendirilecektir.
Komanditer ortaklarının şirket kârının dağıtılmasından elde ettiği kazanç ise GVK’nın 75/2. maddesi çerçevesinde iştirak hisselerinden doğan menkul sermaye iradı olarak vergilendirilecektir.
4- Limited Şirket
a- Limited Şirketin Tanımı ve Özellikleri
Limited şirketler 6762 sayılı TTK’nın 503. maddesinde şu şekilde tanımlanmıştır:
“İki veya daha fazla hakikî veya hükmi şahıs tarafından bir ticaret unvanı altında kurulup, ortaklarının mesuliyeti koymayı taahhüt ettikleri sermaye ile mahdut ve esas sermayesi muayyen olan şirkete limitet şirket denir.
Ortaklar tarafından konulan sermaye için, anonim şirkette olduğu gibi hisse senedi çıkarılamaz.”
Buna göre limited şirketlerin temel unsurlarını şu şekilde sıralayabiliriz:
- En az iki gerçek veya tüzel kişi ortağın olması,
- Belirli bir iktisadi gaye ve konu ile uğraşmak için kurulması,
- Girişim için bir ticari işletme kurulması,
- Sermayesinin muayyen (belirli) olması,
- Anonim şirketler gibi hisse senedi çıkartmaması,
- Ortakların, paylara bölünmüş sermayeye katılmayı kabul etmeleri,
- Ortakların sorumluluğunun şirkete koymayı taahhüt ettikleri sermaye ile sınırlı olması,
- Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 35. maddesine göre, limited şirket ortakları şirketten tahsil imkanı olmayan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olmaları,
- Bir ticari unvana sahip olmaları ve unvanında şirketin “limited şirket” olduğunun belirtilmesidir.
Limited şirketler özellikleri bakımından hem anonim şirketlere hem de kollektif şirketlere benzemektedir. Şöyle ki, ortakların sorumluluğu şirkete koymayı taahhüt ettikleri sermaye ile sınırlanmıştır (Amme alacağından dolayı sermaye hisseleri oranında sorumludurlar.). Bu özellik limited şirketi anonim şirketlere yaklaştırmakta; şirket işlerini yönetmede aksi kararlaştırılmadığı sürece her ortağın yetkili olması ise, kollektif şirketlerle benzerlik göstermelerine yol açmaktadır.
Limited şirket ortakları TTK’ya göre şirket borçlarından dolayı üçüncü şahıslara karşı “şirkete koymayı taahhüt ettikleri sermaye miktarı ile”, 6183 sayılı Kanun’a göre ise şirketten tahsil imkanı olmayan amme alacağından dolayı “sermaye hisseleri oranında” doğrudan doğruya sorumlu tutulmuşlardır. Buna göre ortak, şirketin özel hukuk ilişkisinden kaynaklanan borçlarından yalnız taahhüt ettiği miktar (tutar) itibariyle (örneğin şirketin sermayesi 100 YTL ve ortağın taahhüt ettiği sermaye 35 YTL ise söz konusu ortak şirketten tahsil edilemeyen ve özel hukuktan kaynaklanan 500 YTL’lik bir borcun yalnızca 35 YTL’lik kısmı ile) sorumlu olacaktır. Yukarıda verilen örnekteki 500 YTL’lik borç amme alacağı niteliği taşıyorsa 6183 sayılı Kanun’a göre, ortak sadece 35 YTL’den değil şirket sermayesi 100 YTL olduğu ve bunun 35 YTL’yi taahhüt ettiğinden sermaye taahhüt oranı %35 olacak ve 500 YTL’lik bir amme alacağının (500 YTL x 35/100 =) 175 YTL’lik kısmından doğrudan doğruya sorumlu olacaktır. Yani özel hukuk ilişkisinden kaynaklanan bir borca göre amme alacağı niteliği taşıyan bir borçta ortakların sorumluluğu daha geniş olacaktır.
b- Limited Şirket Ortaklarının Gelir Vergisi
KVK’nın 1 ve 2. maddeleri uyarınca limited şirketler, sermaye şirketi olarak kurumlar vergisine tabi tutulmuş olup kurumlar vergisi, safi kurum kazancı üzerinden alınacaktır.
GVK’nın 75/2. maddesinin parantez içindeki hükmüne göre, limited şirketlerde ortakların elde ettiği kazanç, iştirak hisselerinden doğan kazançlar kapsamında yer almaktadır. Bu nedenle limited şirket ortaklarının elde ettiği kazançlar, menkul sermaye iradı sayılacak ve gelir vergisine tabi olacaktır.
Buna göre, limited şirketin safi kazancı üzerinden kurumlar vergisi, ortakların elde ettiği irat üzerinden ise iştirak hisselerinden doğan menkul sermaye iradı olarak gelir vergisi alınacaktır.
5- Anonim Şirket
a- Anonim Şirketin Tanımı ve Özellikleri
Anonim şirketler ise, beş veya daha fazla gerçek veya tüzel kişi tarafından iktisadi amaçla kurulmaktadırlar. Bu şirketlerin sermayeleri muayyen (belirli) miktarda ve paylara bölünmüş olup tüzel kişiliğe sahiptirler ve borçlarından dolayı da yalnız şirket mameleki (malvarlığı) ile sorumludurlar. Anonim şirketlerde hissedarların sorumluluğu sermaye payı ile sınırlıdır. Şirket ise kendi malvarlığıyla sınırlı olarak sorumludur.
Anonim şirketlerin temel unsurlarını şöyle sıralayabiliriz:
- En az beş gerçek veya tüzel kişi ortağın bir araya gelmesi,
- Belirli bir iktisadi gaye ve konu ile uğraşmak için kurulmuş olması,
- Girişim için bir ticari işletme kurulması,
- Ortakların, paylara bölünmüş sermayeye katılmayı kabul etmiş olması,
- Şirketin bir ticaret unvanına sahip olmasıdır.
Anonim şirketler, tüzel kişiliğe sahip olduğundan “tacir” sıfatı ortaklara değil tüzel kişiliğe ait olacaktır. Ortaklar, doğrudan doğruya şirketi temsil yetkisine sahip değildir. Ayrıca, anonim şirketlerin hisselerinin hamiline yazılı olarak çıkarılması durumunda, bu hisselerin kimlerin elinde olduğu hususunda herhangi bir bilgiye sahip olunamamaktadır. Zira, hamiline yazılı hisse senetleri sadece teslim ile devredilebilmektedir.
b- Anonim Şirket Ortaklarının Gelir Vergisi
Anonim şirketler öncelikle, KVK’nın 1 ve 2. maddelerinde sermaye şirketi olarak belirlenmişler ve kurumlar vergisine tabi tutulmuşlardır. 193 sayılı GVK’ya göre ise anonim şirket ortaklarının şirkette sahip oldukları hisseler karşılığında elde ettikleri kâr payları, 75/1. madde kapsamında hisse sentlerinin kâr payları olarak menkul sermaye iradı sayılacak ve gelir vergisine tabi tutulacaktır.
Buna göre; şirketin safi kazancı üzerinden KVK’ya göre kurumlar vergisi, ortakların elde ettiği kazançlardan ise GVK’nın 75/1. maddesi kapsamında menkul sermaye iradı olarak nitelendirilip gelir vergisi ödenecektir.

III- SONUÇ
Adi şirket ortaklarının şirketten elde ettiği kâr payı, ortaklığın yürüttüğü faaliyete göre şahsi ticari, zirai veya serbest meslek kazancı olarak vergilendirilecektir.
Ticari bir faaliyet yürüten kollektif şirketlerde ortakların elde ettiği kazanç şahsi ticari kazanç, serbest meslek faaliyeti yürüten kollektif şirketlerin ortaklarının elde ettiği kazanç ise serbest meslek kazancıdır. Fakat zirai bir faaliyet yürüten kollektif şirketlerde ortakların elde ettiği kazanç zirai kazanç değildir. Zira GVK’nın 52. maddesinde zirai faaliyet yürüten kollektif şirketlerin çiftçi sayılmayacağı belirtildikten sonra, zirai faaliyet yürüten kollektif şirketlerin ortaklarının elde ettiği kazancın zirai kazanç olduğu hükme bağlanmıştır.
Adi komandit şirketlerin:
a- Komandite ortaklarının elde ettiği kazanç, şirket ticari faaliyette bulunuyorsa şahsi ticari kazanç; serbest meslek faaliyetinde bulunuyorsa serbest meslek kazancı olarak GVK’ya göre vergilendirilecektir. Eğer şirket zirai faaliyet ile iştigal ediyorsa adi komandit şirketler çiftçi olarak kabul edilmediklerinden komandite ortağın elde ettiği kazanç şahsi ticari kazanç olarak gelir vergisine tabi tutulacaktır.
b- Komanditer ortakların şirketten elde ettiği kâr payları, GVK’nın 75/2. maddesi uyarınca iştirak kazancı olduğundan, menkul sermaye iradı olarak vergilendirilecektir.
Eshamlı (paylı) komandit şirketlerin:
a- Komandite ortaklarının şirketten elde ettiği kazanç, şirketin faaliyetinin türüne bakılmaksızın şahsi ticari kazanç olarak vergilendirilirken;
b- Komanditer ortağın elde ettiği kazanç, iştirak kazancı sayılıp menkul sermaye iradı olarak vergilendirilecektir.
Limited şirketlerin elde ettiği safi kazanç bu şirketlerin sermaye şirketi olmaları dolayısıyla KVK’ya göre ve ortakların elde ettiği kazançlar ise iştirak hisselerinden doğan kazançlar olarak nitelendirilip menkul sermaye iradı sayıldıklarından GVK’ya göre vergilendirilecektir.
Anonim şirketler de limited ve paylı (eshamlı) komandit şirketler gibi sermaye şirketi olduklarından kurumlar vergisi mükellefidir. Anonim şirketlerin ortaklarının elde ettiği kâr payı ise GVK’nın 75/1. maddesine göre, hisse senetlerinin kâr payı olduğundan gelir unsurlarından menkul sermaye iradı sayılmakta ve gelir vergisi kapsamında vergilendirilmektedir.

________________________________________
* Maliye Müfettiş Yrd.
(1) Turgut AKINTÜRK, Medeni Hukuk, Savaş Yayınları, s. 15
(2) 09.07.1956 tarih ve 9353 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
(3) 08.05.1926 tarih ve 366 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
(4) 06.01.1961 tarih ve 10700 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
(5) Kooperatifler 1163 sayılı Kanun ile ayrı olarak yeniden düzenlendiği için, “Donatma İştiraki” ise 6762 sayılı TTK’ya göre ticaret şirketi sayılmadığı ve uygulamada nadir olarak rastlandığı için makalemizin kapsamına dahil edilmemiştir.
(6) Tuğrul ANSAY, Şirketler Hukuku Bilgisi, Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü Yayınları, s. 7
(7) Tuğrul ANSAY, Şirketler Hukuku Bilgisi, Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü Yayınları, s. 12
(8) Tuğrul ANSAY, Şirketler Hukuku Bilgisi, Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü Yayınları, s. 52
(9) Oğuz İMREGÜN, Kara Ticareti Hukuku Dersleri, Filiz Kitabevi, s. 226
(10) Tuğrul ANSAY, Şirketler Hukuku Bilgisi, Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü Yayınları, s. 102

Bir önceki yazımız olan Siz daha hisse senedi bastırmadınız mı ? başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.